Türk Eğitim-Sen Çan Temsilciliği tarafından İstiklâl Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü nedeniyle basın açıklaması yapıldı.
Türk Eğitim Sen Çan Temsilcisi Mustafa Engin, İstiklâl Marşımızın kabulünün 87’inci yıldönümü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamasında, “Türklük imkansızı mümkün kılmaktır. Türk tarihi inanılamayan, akıllara sığmayan zaferlerle doludur. Milli Mücadele de bunlardan biridir. Bütün bir millet kadınıyla, kızıyla, kızanıyla, çoluğuyla çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla, hastasıyla, sağlamıyla ayaklanır. ‘Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela’ olanlara ve arenaya salıverilmiş boğalar gibi saldıranlara karşı Türk milleti büyük bir direniş gösterir. Bütün bu saldırılar Türk’ün göğsünde paramparça olur. Zira Türk’ün ‘Göğsündeki kat kat iman alınır kal’a’ değildir. Karakteri istiklal olan bu millet dünya durdukça hür ve müstakil yaşama arzusundadır. İstiklal Marşı bir destandır. Milli Mücadele’nin destanı… ‘Ben bu cennet vatanımda sonsuza dek hür olarak yaşayacağım’ diyenlerin; milli haysiyet ve milli şeref uğruna ‘seller gibi atılanların’, kara toprağın bağrına bir gül bahçesine girer gibi girenlerin, tarihe sığmayanların destanıdır. Böyle bir destanı ancak Akif gibi bir mücadele ve dava adamı yazabilirdi. Nitekim yazdı da… Allah’a olan bağlılığı ve Türk’e olan güveniyle” temennisinde bulundu.
Engin’in açıklaması şöyle:
“Yarışmaya 724 şiir katıldı. Fakat hiçbirisi milli marş olmaya layık görülmedi. Böyle bir marşın ancak Mehmet Akif tarafından yazılabileceği ve Akif’in para meselesinden dolayı yarışmaya katılmadığı da ağızlarda dolaşıyordu. Hasan Basri Bey, para meselesinin kaldırıldığını söyleyerek, Akif’in yarışmaya katılmasını sağladı. ‘Türk’e hiçbir kavmin horoz olmasına tahammül edemem’ diyen Akif, İstiklal Marşımızı 48 saat içinde Taceddin Dergahında yazdı. İstiklal Marşımız Hamdullah Suphi tarafından Meclis’te okundu. Büyük bir coşkuyla dinlenen marş, sık sık alkışlarla kesildi. Marşın kabul edilmesi, 12 Mart 1921 tarihindeki toplantının öğleden sonraki oturumunda ele alındı. Akif’in marşı oya sunuldu. Marş teklif üzerine en son ayakta dinlendi. Kahraman orduya ithaf edilen marş, İstiklal Marşı olarak oy birliği ile kabul edildi.
Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı için şöyle diyordu:
- O şiir bir daha yazılamaz, O’nu ben de yazamam. O’nu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değil, milletin malıdır. Benim, millete en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın. Akif samimi bir adamdır. Ömrü boyunca samimiyetle yaşar ve samimiyetle konuşur. Alçak gönüllülüğün doruklarında dolaşır. Ben şair değilim. İstiklal Marşı’nın da şiir olarak bir kıymeti yoktur, ancak tarihi değeri vardır!”der. Onun engin gönlünde kibire yer yoktur. Evet, İstiklal Marşımız; kalbimizdeki ortak duygu ve heyecandır, bileklerimizdeki güçtür, göğüslerimizde atan coşkulu yürek ve alınlarımızda parıldayan gururdur.
Akif’i doğru olarak tanımak, düşünce dünyamızda, zihin yapımızda onu gerçek yerine oturtmak Türklüğümüzü ve Müslümanlığımızı doğru olarak tanımak demektir. Yalnız geleceğimizin bekçisi gençlerimiz değil her yaşta Türk insanının ondan alacağı ondan öğreneceği çok şey vardır. Akif’i İstiklal Marşımızın kabulü olan bugünde bir daha saygı ve sevgiyle anıyoruz”.
Bu haber 234 kez görüntülendi.
Bu Haberi Yazdır


(4 oy, ortalama: 4.5 / 5) 







