Diyabet (Şeker Hastalığı)

Kategori: Köşe Yazıları | Yazar: Dr. Ramazan Doğru

Diyabet (Şeker Hastalığı)
Diyabet nedir?

Diyabet ya da şeker hastalığı, vücudun, kandaki glukoz (şeker) düzeyini normal düzeyde tutma yeteneğini yitirmesidir. Aldığımız besinlerde bulunan karbonhidratlar, vücudumuzda enerji sağlamak için barsaklarda sindirilerek glukoza dönüştürülür. Emilen glukoz kan dolaşımı ile dokulara ve hücrelere taşınır. Glukozun yani şekerin, kaslar ve diğer organlar tarafından kullanılmasını ise pankreasdan salgılanan ‘insülin’ adlı hormon sağlar. Pankreas vücuttaki glukozun kullanılması için yeterli miktarda insülin salgılamaz veya salgıladığı insülini etkili bir biçimde kullanamazsa kan yolu ile taşınan glukoz, hücrelere giremez ve kanda birikmeye başlar. Bu tablo sonucunda oluşan ve kandaki şeker konsantrasyonunun normalden yüksek olması ile kendini belli eden metabolik bozukluk diyabet olarak adlandırılır. Diyabet hayat boyu sürebilir. Ancak, önerilen tedaviye uygun davrananlar, sorun yaşamadan, normal yaşantılarını sürdürüler. Yüksek olan kan şekeri kontrol altına alınamazsa ileri aşamada kalp, gözler, böbrekler ve dolaşım sisteminde de hasarlara yol açar.

Diyabet Tipleri

Tip 1 Diyabet :
Tip 1 diyabetli kişilerde yeterli insülin üretimi yoktur ya da çok azdır. Tip 1 diyabetliler yaşam için elzem olan ancak kendi vücutları tarafından üretilmeyen insülini, insülin enjeksiyonu, insülin kalemi veya insülin pompası yolu ile vücuda vermek zorundadırlar. Diyabetli kişilerin % 5-10′u Tip 1 diyabetlidir.
Tip 1 diyabet, çoğunlukla çocuklar ve ergenlik çağındakilerde gelişir fakat yetişkinlerde de görülebilir. Çocuklukta en sık görülen kronik hastalıklardan birisidir. Tip 1 diyabet için risk faktörleri iyi tanımlanmamıştır. Ancak tip 1 diyabetiklerin birinci derece akrabalarında genetik ve çevresel faktörlerin hastalığı tetiklediği gösterilmiştir.

Tip 2 Diyabet :
Tip 2 diyabetli kişilerin pankreası insüin üretir fakat üretilen insulin hedef dokularda etkili olarak kullanamazlar. Tip 2 diyabeti, Tip 1 diyabete kıyasla daha sık görülür. Diyabetli kişilerin %90′ı Tip 2 diyabetlidir.
Tip 2 diyabet, esas olarak yetişkinlerde görülmekteyse de dünyanın birçok yerinde ergenlik çağındaki grup için hızla büyük bir sorun olmaya başlamıştır. Tip 2 için risk faktörleri yaşın artışı, şişmanlık (obezite), ailede diyabet öyküsü, gebelikte iri bebek ya da diyabet öyküsü, fiziksel aktivite azlığı, bozulmuş glukoz toleransı ve ırk/etnik gruptur.

Gestasyonel Diyabet:
Gebelik, her kadının metabolizmasına ayrı bir yük getirir. Gebeliğin getirdiği bu yük sonucunda, gebelik esnasında özellikle gebeliğin 2. yarısından sonra kan şekeri yükselebilmekte ve doğum sonrasında tekrar normal düzeyine dönmektedir.
Gebelik esnasında diyabetin ortaya çıkması durumuna gestasyonel diyabet denir. Gebe kadınların yaklaşık %3′ünde gestasyonel diyabet ortaya çıkar.

Pre-diyabet :
Eğer bir kişinin kan şekeri düzeyi normalden yüksek olmasına karşın diyabet tanısı koymaya yeterli yükseklikte değilse bu durumda kişi pre-diabetik (gizli şeker hastası) olarak tanımlanır.
Diyabetin Belirtileri Nelerdir?

• Ağız kuruluğu ve aşırı susama
• Sık sık idrara çıkma
• Çok yemek yeme
• Bulanık görme
• Şişmanlık
• Yaraların geç iyileşmesi
• Tekrarlayan enfeksiyonlar
• Kilo kaybı, halsizlik, bitkinlik
• Mide bulantısı, kusma
• Adet görememe
• Sık idrar yolu enfeksiyonu

Diyabet teşhisi nasıl konur?

Aşağıdakilerden en az bir tanesi varsa diyabet teşhisi konulur.
• Açlık kan şekeri 126 mg/dl veya üzerinde ise,
• Herhangi bir saatte bakılan kan şekeri 200 mg/dl veya daha fazla ve beraberinde çok su içme, çok idrara çıkma veya açıklanamayan kilo kaybı varsa,
• 75 gr glukoz içerek yapılan şeker yüklemesinden iki saat sonra kan şekeri 200 mg/dl veya daha fazla ise .

Normal kan şekeri düzeyi 60-120 mg/dl’dir. Kan glukoz düzeyi 180 mg/dl’yi aştığında, glukoz idrara boşalır.

Diyabette Kan Şekeri Ayarının Önemi

Diyabet hayat boyunca süren bir durumdur. Uygun medikal beslenme tedavisi, medikal tedavi, egzersiz ve eğitim olarak tanımlanan tedavi kriterleri olmazsa, kan şekeri kontrol altına alınamaz bunun sonucunda da komplikasyonlar (kalp ve böbrek hastalığı, körlük, iktidarsızlık ve bacakların amputasyonu) gelişir. Ancak önerilen tedaviye uygun davrananlar hiç sorunsuz, komplikasyonsuz, normal günlük yaşantılarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilirler.

Diyabetin Komplikasyonları

Kan şekeri kontrolünün sağlanamaması, kısa veya uzun dönemde sağlık sorunları oluşturur. Diyabet küçük ve büyük damarlarla birlikte sinirlerin de hasar görmesine neden olabilir. Diyabetin neden olduğu bu hasarlar komplikasyon olarak tanımlanır. Diyabetin akut ve kronik komplikasyonları hem Tip 1 hem de Tip 2 diyabetli bireylerde görülebilir.

Diyabetin Akut Komplikasyonları Nelerdir?
Düşük kan şekeri (hipoglisemi) : Kan şekeri fazla düştüğünde (çok fazla insülin, çok fazla egzersiz ya da yetersiz enerji alımı sonucu) kişi normal fonksiyonlarını yapamaz. Hipoglisemi, şekerli meyve suyu, kesme veya toz şeker almakla hızla düzelir.
Ketoasidoz: Diyabetik koma da denen ketoasidoz insülin yokluğuna bağlı ağır bir durumdur. Esas olarak sıklıkla tip 1 diyabetli kişilerde sık görülür.
Laktik asidoz: Laktik asidoz, vücutta laktik asit birikmesidir. Hücreler enerji olarak glukoz dışı yakıt kullandıklarında laktik asit yaparlar. Eğer çok fazla laktik asit vücutta kalırsa, denge bozulur ve kişi kendini rahatsız hissetmeye başlar. Daha az sıklıkta görülen bu durum, esas olarak tip 2 diyabetli kişileri etkiler.
Bakteriyel / fungal (mantar ) enfeksiyonlar: Diyabetli kişiler cilt ve tırnaklarda sık olmak üzere tüm organlarda bakteriyel ve fungal kaynaklı, enfeksiyonlara daha açık hastalardır.

Diyabetin Kronik Komplikasyonları Nelerdir?

Uzun bir süre kan şekerinin yüksek olması, büyük ve küçük damarları ve sinirleri tahrip eder. Tahribat hangi organda ise ona ait sorunlar görülür.
Kardiyovasküler hastalık : Birçok ülkede, kardiovasküler hastalık ya da dolaşım sistemi hastalığı diyabetli kişiler arasında en başta gelen ölüm sebebidir. Diyabetli kişilerde kalp hastalığı ya da inme riski 2-5 kat daha fazladır. Bacaklardaki damarlar da etkilenir ve bu nöropatiyle beraber amputasyona yol açabilir.
Retinopati(Gözlerin hasar görmesi): Yetişkinlerdeki körlük ve görme bozukluğunun önde gelen sebebidir. 15 yıl boyunca diyabetik olan, şekeri kontrolsüz kişilerin % 2’si kör olurken, % 10′unda ağır görme bozukluğu gelişir.
Nefropati(Böbreklerin hasar görmesi): Diyabetli kişiler için büyük bir tehdittir. Kontrolsüz tip 1 diyabetli kişilerin % 40′ında 50 yaşına geldiklerinde diyaliz ve/veya böbrek nakli gerektirebilecek, ağır böbrek hastalığı gelişebilir.
Nöropati (Sinirlerin hasar görmesi): Diyabetli kişilerin en az yarısını etkiler. Diyabetik sinir hastalığı, bacaklarda ve ayaklarda duyu kaybına yol açabilir ve bu da ayak yarası ve bacak kesilmesi ile (amputasyon) sonuçlanabilir. Bacak amputasyonlarında kaza dışı nedenlerin başında maalesef diyabet gelmektedir. Diyabetik sinir hastalığı ayrıca iktidarsızlığa da yol açabilir.
Ayak komplikasyonları:
İmpotans (Cinsel güçsüzlük):


A1c Testi Nedir?

Diyabet hastalarının başarı karnesidir. 3 ayda bir kontrol ettirmek gerekir.
Eski adı ile HbA1c yeni adı ile A1c testi, kan şekeri kontrolünüzün ne kadar “yeterli” olduğunu gösteren bir testtir. Yeterli kontrol, kan şekerinizin diyabeti olmayan kişilere yakın düzeylerde olması anlamına gelir.
“Diyabetin Kontrolü ve Komplikasyonları” adlı bir bilimsel çalışma, kan şekeri düzeylerinin kontrolü ne kadar iyi olursa, diyabetin uzun dönemdeki komplikasyonlarının, özellikle de nefropati (böbrek hasarı), retinopati (diyabetik göz hastalığı) ve nöropati (sinir hasarı) gibi komplikasyonların gelişme olasılığının o kadar azalacağını göstermiştir. Bu çalışma tip 1 diyabetliler üzerinde yapılmış olsa da, tip 2 diyabetliler ile yapılan benzer çalışmalar da iyi bir kontrolün diyabetin komplikasyonlarından pek çoğunun gelişmesinin önüne geçtiğini göstermiştir.
A1c’nin %7′nin altında olması kan şekerinizin kontrol altında olduğunu gösterir. Eğer sizin A1c değerleriniz genelde %7′nin üzerindeyse bunu düzeltmek için harekete geçmelisiniz.

Diyabet olma riskiniz nedir?
Türkiye de 2005 istatistiklerine göre diyabetli hasta sayısı yaklaşık 4 milyondur. Türkiyede şeker hastalığının etkilediği nüfus aileleri ile birlikte yaklaşık 12 milyondur. Şeker hastalığı çağımızın en önemli sağlık sorunlarından olup dünya nüfusunun % 2.5 ini etkilemektedir.
Genellikle 40 yaş üstündeki insanlarda görülen Tip 2 diyabetin semptomları normal yaşlanma süresinde gizli kalabilir. Sıklıkla kişiler başka sağlık problemleri için başvuruda bulunduğunda tesadüfen diyabet teşhisi konur. Tip 2 diyabetli olanlar daha önceki durumlarına göre daha fazla susama veya acıkma ile halsizlik veya zayıflık hissederler. Bu tür belirtileri olanlar, bu şikayetlerini genellikle çok çalışmalarına veya strese bağlarlar ve doktora başvurmazlar.
Diyabetin diğer tipi olan Tip 1 diyabet, nadiren uzun süre teşhis konmadan seyreder. Tedavi edilmeyen Tip 1 diyabet kısa sürede komaya veya ölüme neden olmaktadır. Tip 1 diyabet genellikle çocukları ve gençleri etkilemekteyken, Tip 2 diyabet genellikle orta yaş ve üstündekileri etkiler. Diyabet vakalarının % 90-95′ini Tip 2 diyabet oluşturmaktadır.
Erken teşhis normal, sağlıklı bir yaşam sağlama şansını vermektedir. Tip 2 diyabetin tedavisi biraz kilo verme, dengeli bir beslenme planı ve fiziksel aktivitede ki artıştan ibarettir. Bu tedbirler yeterli olmazsa doktorunuz size ilaç veya insülin tedavisi verebilir.
Tip 2 diyabet önem verilmesi gereken bir hastalıktır. Tedavi edilmediği takdirde ciddi ve hayatı tehdit eden sinir hasarı, böbrek hastalığı, kalp damar hastalıkları ve inme gibi komplikasyonlara neden olmaktadır. Birçok insan, bunlara bazı doktorlarda dahil olmak üzere, Tip 2 diyabetini Tip 1 diyabetten daha az ciddi olduğunu düşünmektedirler ve hatalı olarak Tip 2 diyabeti “sınırda diyabet” veya “şekerin dokunuşu” şeklinde tanımlamaktadırlar.
Diyabetin teşhisi basittir ve kendi sağlığınızı tarafsız olarak değerlendirmekle başlar. Araştırmalar fazla kiloların ve yakın akrabalar da Tip 2 diyabet varlığının diyabetli olma riskini artırdığını göstermektedir. Ayrıca bazı etnik gruplarda da diyabet riski fazladır.
Eğer;
Fazla kilolu iseniz
Yakın akrabalarınızda Tip 2
diyabetli olan varsa
Yüksek risk taşıyan etnik gruptaysanız
Tansiyon yüksekliğiniz var ise
HDL kolesterol veya trigliserit düzeyleriniz normal değil ise
4 kg üzerinde çocuk doğurmuş iseniz veya gebelikte çıkan bir diyabetiniz varsa
Daha genç yaşlarda ve daha sık test yaptırmanızı öneririz.

Diyabet Tedavisinde Hangi Test Ne Zaman Yaptırılmalı?
Diyabet kontrolünde yaptırılması gereken 8 temel test diyabetlilere daha kaliteli bir yaşam sağlar.
Total Kolesterol
Hedef: 200 mg/dl ve altı.
Ne Sıklıkla Ölçülmeli: Hedeflenen düzeylerde ise yılda bir kez, yüksek ise 3-6 aylık aralıklarla.
HDL Kolesterol
Hedef: Erkekte 35 mg/dl ve üstü.
Kadında 45 mg/dl ve üstü.
Ne Sıklıkla Ölçülmeli: Hedeflenen düzeylerde ise yılda bir kez, düşük ise 3-6 aylık aralıkla.
LDL Kolesterol
Hedef: 130 mg/dl ve altı.
Ne Sıklıkla Ölçülmeli: Hedeflenen düzeylerde ise yılda bir kez yüksek ise 3-6 aylık aralıklarla.
Trigliserid
Hedef: 200 mg/dl ve altı.
Ne Sıklıkla Ölçülmeli: Hedeflenen düzeylerde ise yılda bir kez, yüksek ise 3-6 aylık aralıklarla.
İdrarda Protein
Hedef: 24 saatlik idrarda albümin atılım hızı 30 mg’ın altında. Veya dakikada albümin atılımı hızı 20 mg’ın altında olmalı.
Ne Sıklıkla Ölçülmeli: Tip 1 diyabetli için ilk 5 yıldan sonra yılda 1 kez. Sonuç yüksek ise 6 ayda bir, böbrek fonksiyonları azalmış (kreatinin klirensi normalin % 50’sinin altında) ise 3 ayda bir. Tip 2 diyabetlilerde ise tanı esnasında ve her yıl ölçülmeli. Yüksek ise Tip 1 gibi 3-6 ayda bir ölçülmeli.
Kan Şekeri
Hedef: Açlık: 110 mg/dl ve altı. Tokluk: 140 mg/dl ve altında olmalı.
Ne Sıklıkla Ölçülmeli: Ne sıklıkla ölçmek gerektiğini diyabet ekibinize danışınız.
A1C
Hedef: % 7′yi aşmamalı.
Ne Sıklıkla Ölçülmeli: Tip 1 diyabetlide 2-3 ayda bir, Tip 2 diyabetlide kontrol yetersiz ise 2-3 ayda bir, kontrol sağlanmışsa yılda en az iki kez ölçülmeli.
Kan Basıncı
Hedef: 130/85 mmHg ve altı.
Ne Sıklıkla Ölçülmeli: Her vizitte.

Diyabet Tedavisi

Diyabet tedavisinde amaç kan şekeri ayarını sağlamak diğer bir ifade ile kan şekeri yükselmelerini ve kan şekeri düşmelerini önlemektir. Bu ayarın sağlanması komplikasyonların gelişimini önlemek veya gelişmiş komplikasyonların seyrini yavaşlatmak için son derece önemlidir.
İyi bir diyabet kontrolü, kan şekeri seviyenizi mümkün olduğunca normale en yakın tutmak anlamına gelir. Bu durum, aşağıdakilerin yapılmasıyla sağlanabilir.

Sağlıklı Beslenme: Yenilen besinlerin özellikle karbonhidrat içeren besinlerin vücudun ihtiyacından fazla tüketilmesi kan şekeri seviyelerini yükseltir. Kan şekeri kontrolünün sağlanmasında diyabetli bireye özgü beslenme tedavisinin verilmesi önemlidir.
Diyabetli kişilerle diğer kişilerin besinlere olan gereksinimi aynıdır. Her insanın enerji, karbonhdirat, protein, yağ, lif, vitamin, mineral gereksinimi vardır. Bir kişide diyabetin olması bu gereksinimlerden birini veya birkaçını azaltması veya arttırması anlamına gelmez.

Egzersiz: Egzersiz,vücudunuzun glikozu etkili bir şekilde kullanmasını ve kan şekeri kontrolünü sağlar. Ayrıca, şişman tip 2 diyabetli kişilerin kilo kaybetmesine yardımcı olur.

İlaç/İnsülin: İnsülin, besinlerle kana geçen şekerin vücut tarafından kullanılmasını sağlayan ve böylece kan şekeri yükselmelerini önleyen bir hormondur. Tip 1 diyabetli kişilerin yaşamak için insüline gereksinimi vardır. İnsülin bağımlılık, alışkanlık yapacak bir madde değildir. İnsülin yaşam için elzemdir. Vücut insulin yapmıyor ise dışardan enjeksiyon yolu ile vücuttaki eksikliği yerine koymak gerekir.
Tip 2 diyabetli kişilerin kan şekerinin ayarını sağlamak için ağızdan alınan ilaçlara veya insüline gereksinimleri olabilir.
Yukarıdaki maddelerin tümü arasında bir denge tutturmak önemlidir. Bu dengenin oluşması için diyabetli birey mutlaka diyabet ve tedavisi konusunda eğitim almalıdır.

Dr. Ramazan DOĞRU

İlgili Linkler:

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (7 oy, ortalama: 5 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Bu haber 2,379 kez görüntülendi.
Bu Haberi Yazdır Bu Haberi Yazdır

« Çan Kocabaş Çayında Islah Çalışmaları Yapılacak | Ana Sayfa | Kumkale Belediye Meclisinden Kazdağlarında Altına Hayır Kararı »

E-mail Üyeliği
    Haftalık Bültenimize Üye Olmak İster misiniz?
    Email: